Andolsun o ardarda gönderilenlere / meleklere / rüzgarlara / vahyin bölümlerine / kalplere inen doğuşlara,


Sure
50 ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Andolsun o ardarda gönderilenlere / meleklere / rüzgarlara / vahyin bölümlerine / kalplere inen doğuşlara,
Esip de büküp devirenlere,
Dağıtıp yayanlara / diriltip harekete getirenlere,
Gerektiği şekilde ayıranlara,
Öğüt ulaştıranlara / Kur’an’ı ulaştıranlara,
Özür yahut uyarı için.
Ki size duyurulmuş olan mutlaka gerçekleşecektir.
Yıldızlar silinip süpürüldüğünde,
Gök yarıldığında,
Dağlar un-ufak edilip savurulduğunda,
Resuller vakte bağlandığında.
Hangi gün için vakte bağlandılar?
Ayrım ve hüküm günü için.
Ayrım ve hüküm gününü sana bildiren nedir?
Yalanlayanların vay haline o gün!
Öncekileri helak etmedik mi?
Sonra, geriden gelenleri de onların peşlerine takarız.
Biz suçlulara işte böyle yaparız.
Yalanlayanların o gün vay haline.
Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?
Onu dayanıklı karargahta tuttuk.
Bilinen bir ölçüye / süreye kadar.
Bir ölçüyle yaptık. Ne güzel ölçü koyanlarız biz!
Vay başına o gün, yalanlayanların!
Yeri bir toplanma zemini yapmadık mı?
Diriler bakımından da ölüler bakımından da.
Orada oturaklı, başını yücelere kaldırmış dağlar oluşturduk. Ve size tatlı bir su içirdik.
Vay haline o gün, yalanlayanların!
Haydi, yalanlamakta olduğunuz şeye gidin.
Haydi üç çatallı gölgeye gidin.
Ne gölgelendirir ne alevden korur.
Gerçekten o, köşk gibi kıvılcımlar saçar.
O kıvılcım sanki sarımtırak bir halat / bir deve kervanı / bakırdan bir ip gibidir.
Vay haline o gün, yalanlayanların!
Konuşamayacakları gündür bu.
İzin verilmez ki onlara özür dilesinler.
Vay haline o gün, yalanlayanların!
Ayırma günüdür bu. Sizinle öncekileri bir yere topladık.
Eğer bir hileniz / bir tuzağınız varsa, hadi hile yapıp tuzak kurun bana!
Vay haline o gün, yalanlayanların!
Takvaya sarılanlar gölgeler altında, su kaynaklarındadır.
Canlarının çektiği meyvalarla yanyanadırlar.
“Yapıp ürettiklerinize karşılık olarak afiyetle yiyin için.”
İşte böyle ödüllendiririz biz, güzellikler sergileyenleri!
Vay haline o gün, yalanlayanların.
Yiyin ve birazcık nimetlenin. Suçlularsınız siz.
Vay haline o gün, yalanlayanların!
Onlara, “rüku’ edin” dendiğinde rüku’ etmezler.
Vay haline o gün, yalanlayanların.
Artık bundan sonra hangi hadise / söze iman edecekler?