Sesli Kur’an-ı Kerim — Oku. Dinle. Anla. Yaşa.
Ana SayfaAraSurelerKütüphaneAyarlar
Oku. Dinle. Anla. Yaşa.© 2026 S Teknoloji Yazılım Her Hakkı Saklıdır
Oynatıcı
Liste
Ana SayfaAraSurelerKütüphaneAyarlar

Sure

36. Yâsîn

83 ayet

Yaşar Nuri Öztürk

Yâsîn Suresi

Doğrulanmış
Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…
36/1

Ya, Sin.

36/2

Andolsun o hikmetlerle dolu Kur’an’a ki,

36/3

Sen hiç kuşkusuz, gönderilen hak elçilerindensin;

36/4

Dosdoğru bir yol üzerindesin.

36/5

Aziz ve Rahim’in indirdiği üzeresin.

36/6

Babaları uyarılmamış, tam gaflet içinde bir toplumu uyarman için gönderildin.

36/7

Yemin olsun ki, onların çoğuna söz hak olmuştur, artık onlar iman etmezler.

36/8

Biz onların boyunlarına bukağılar geçirdik. Bukağılar çenelere dayanmıştır da bu yüzden onların kafaları yukarı kalkıktır.

36/9

Önlerine bir set, arkalarına da başka bir set çektik. Böylece onları kuşatıp sardık; artık onlar görmezler.

36/10

Sen ha uyarmışsın onları ha uyarmamışsın, farketmez onlar için; inanmazlar.

36/11

Sen ancak o Zikir’e uyan ve görmediği halde Rahman’dan korkan kimseyi uyarırsın. Böylesini, bir bağışlanma ve seçkin bir ödülle müjdele.

36/12

Biz, yalnız biz, ölüleri diriltiriz ve onların önden gönderdiklerini de eserlerini de yazarız. Zaten biz herşeyi apaçık bir kütükte ayrıntılı olarak kaydetmişizdir.

36/13

Onlara o kent halkını örnek ver. Hani, elçiler gelmişti oraya.

36/14

Hani biz onlara iki kişi göndermiştik, onları yalanlamışlardı. Bunun üzerine biz, üçüncü bir kişiyle destek vermiştik. Şöyle demişlerdi: “Biz, size gönderilen elçileriz.”

36/15

Kent halkı dedi ki: “Siz, bizim gibi birer insandan başka şey değilsiniz. Rahman hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.”

36/16

Dediler: “Rabbimiz biliyor ki, biz size gönderilmiş elçileriz.”

36/17

“Bize düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir.”

36/18

Dediler: “Sizin yüzünüzden uğursuzlukla karşılaştık / biz sizi uğursuzluk sebebi saymaktayız. Eğer bu işe son vermezseniz, sizi mutlaka taşlayacağız. Ve bizden size acıklı bir azap kesinlikle dokunacaktır.”

36/19

Dediler: “Uğursuzluk kuşunuz sizinle beraberdir. Size öğüt verildi diye mi bütün bunlar? Hayır, siz savurganlığa, aşırılığa sapmış bir topluluksunuz.”

36/20

Kentin öbür ucundan bir adam koşarak gelip şöyle dedi: “Ey topluluk, bu elçilere uyun.”

36/21

“Sizden herhangi bir ücret istemeyenlere uyun. Onlardır doğruyu ve güzeli bulanlar.”

36/22

“Beni yaratana ne diye kulluk etmeyecek mişim ben? Ve sizler de O’na döndürüleceksiniz.”

36/23

“O’ndan başka tanrılar mı edineyim ben? Eğer Rahman bana bir zorluk / zarar dilerse onların şefaati benden hiçbir şeyi savamaz; beni kurtaramazlar.”

36/24

“Bu durumda ben elbette ki açık bir sapıklığın içine düşerim.”

36/25

“Ben sizin Rabbinize iman ettim, artık dinleyin beni!”

36/26

“Gir cennete” denildi. Dedi: “Kavmim bir bilebilseydi!

36/27

Ki Rabbim beni affetti; beni, ikram edilenlerden kıldı.”

36/28

Biz onun ardından kavmi üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.

36/29

Olan, sadece korkunç titreşimli bir sesti. Ve bir anda sönüverdiler.

36/30

Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her resulle mutlaka alay ederlerdi.

36/31

Görmediler mi, kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik. Onlar artık bir daha bunlara dönmeyecekler.

36/32

Ancak herkes toplandığında, onlar da huzurumuzda hazır bulundurulacaklar.

36/33

Ölü toprak onlar için bir mucizedir. Onu dirilttik, ondan dane çıkardık; bak işte ondan yiyorlar.

36/34

Onda hurmalardan, üzümlerden bahçeler oluşturduk, ondan pınarlar fışkırttık;

36/35

Ki onun ürününden ve ellerinin yapıp ettiğinden yesinler. Hala şükretmiyorlar mı?

36/36

Şanı yücedir o Allah’ın ki toprağın bitirdiklerinden, onların öz benliklerinden ve nice bilmediklerinden bütün çiftleri yaratmıştır.

36/37

Gece de onlar için bir mucizedir. Gündüzü ondan soyup alırız da onlar karanlığa gömülüverirler.

36/38

Güneş kendine özgü bir durak noktasına / bir durma zamanına doğru akıp gidiyor. Aziz, Alim olanın takdiridir bu.

36/39

Ay’a gelince, biz onun için de bir takım durak noktaları / bir takım evreler belirledik. Nihayet o, eski hurma sapının eğrilmişi gibi geri döner.

36/40

Güneş’in Ay’a ulaşıp çatması gerekmiyor. Gecenin de gündüzü geçmesi gerekmez. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.

36/41

Zürriyetlerini o dopdolu gemilerde taşımamız da onlar için bir ayettir.

36/42

Onlar için gemiler benzer, binecekleri başka şeyler de yarattık.

36/43

Eğer dilersek onları boğarız. Bu durumda ne kendileri için feryat eden olur ne de kurtarılırlar.

36/44

Ancak bizden bir rahmet olarak bir süreye kadar daha nimetlensinler diye kurtarılırlar.

36/45

Onlara, “önünüzdekinden ve arkanızdakinden sakının ki, size merhamet edilebilsin” dendiğinde, hiç aldırmazlar.

36/46

Çünkü Rablerinin ayetlerinden kendilerine bir ayet gelince, ondan mutlaka yüz çevirmişlerdir.

36/47

Onlara, “Allah’ın size lütfettiği rızıklardan dağıtın” dendiğinde, nankörlüğe sapanlar, iman edenlere şöyle derler: “Allah’ın, dilediği taktirde yedirip doyuracağı kişiyi biz mi doyuracağız? Siz açık bir sapıklık içindesiniz, hepsi bu.”

36/48

Bir de şöyle derler: “Eğer doğru sözlüler iseniz, bu tehdit ne zaman?”

36/49

Sadece korkunç titreşimli bir sesi bekliyorlar. Onlar çekişip dururlarken, o ses kendilerini enseleyecektir.

36/50

O zaman ne bir tavsiyede bulunmaya güçleri yetecek ne de ailelerine dönebilecekler.

36/51

Sura üfürülmüştür. Bak işte kabirlerden, Rablerine doğru akın akın gidiyorlar.

36/52

Şöyle diyecekler: “Vay başımıza gelene! Kim kaldırdı bizi mezarımızdan? Rahman’ın vaat ettiği işte bu. Peygamberler doğru söylemişler.”

36/53

Topu topu korkunç titreşimli bir tek ses. Ve bakmışsın hepsi birden huzurumuzda divan durmaktadır.

36/54

O gün hiçbir canlıya, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. Sizler, sadece yapıp ettiklerinizin karşılığı olarak cezalandırılırsınız.

36/55

O gün cennet halkı bir uğraş içinde eğlenip ferahlamaktadır.

36/56

Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, koltuklar üzerinde yaslanmışlardır.

36/57

Orada kendileri için meyvalar var. İstedikleri herşey kendilerinin olacak.

36/58

Rahim Rab’den bir de sözlü selam…

36/59

Ey günahkarlar! Bugün, şöyle ayrılın.

36/60

Ey Ademoğulları! Ben size, “şeytana kulluk etmeyin, o sizin için açık bir düşmandır” demedim mi?

36/61

“Bana ibadet edin, dosdoğru yol budur” demedim mi?

36/62

Yemin olsun, şeytan, içinizden birçok nesli saptırmıştı. Aklınızı hiç işletmiyor musunuz?

36/63

Alın size tehdit edildiğiniz cehennem!

36/64

İnkar edip durmanız yüzünden dalın oraya bugün.

36/65

O gün ağızlarını mühürleyeceğiz. Bize elleri konuşacak, ayakları da kazanmış olduklarına tanıklık edecek.

36/66

Dilesek, gözlerini siler, onları elbette kör ederiz. O zaman yola koyulmak isterler ama nasıl görecekler?

36/67

Dilesek, onları oldukları yerde hayvana çeviririz. O zaman ne ileri gitmeye güçleri yeter ne de geri dönebilirler.

36/68

Kimi uzun ömürlü kılarsak, onu yaradılışta gerisin geri çeviririz. Hala akıllarını işletmiyorlar mı?

36/69

Biz o peygambere şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmaz / gerekmez de! Ona vahyedilen, bir öğütten ve apaçık bir Kur’an’dan başka şey değildir;

36/70

Diri olanı uyarsın ve inkarcılar üzerine söz hak olsun diye indirilmiştir.

36/71

Görmediler mi, ellerimizin yapıp ettiklerinden, kendileri için nice hayvanlar yarattık da onlar, bu hayvanlara sahip oluyorlar.

36/72

O hayvanları bunlara boyun eğdirdik. Onlardan binekleri vardır ve onlardan bir kısmını da yiyorlar.

36/73

O hayvanlarda bunlar için birçok yararlar var, içecekler var. Hala şükretmiyorlar mı?

36/74

Kendilerine yardım edilir ümidiyle Allah’tan başka ilahlar edindiler.

36/75

Oysa ki, o ilahlar bunlara yardım edemezler. Tam askine bunlar, o ilahlara hizmet eden ordular durumundadır.

36/76

Artık onların sözü seni üzmesin. Biz onların sır olarak tuttuklarını da açıkladıklarını da biliyoruz.

36/77

Görmedi mi insan, kendisini bir spermden yarattığımızı! Bir de bize açık bir hasım kesilmiştir o.

36/78

Kendi yaradılışını unutmuş da bize örnek veriyor. Bir de şöyle diyor: “Şu çürümüş kemiklere kim hayat verecek?”

36/79

De ki: “Onlara hayat verecek olan, onları ilk kez yaratandır. O, bütün yaratılmışları / her türlü yaratmayı çok iyi bilmektedir.”

36/80

O size, o yeşil ağaçtan bir ateş oluşturdu da siz ondan tutuşturup duruyorsunuz.

36/81

Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerini yaratmaya güç yetiremez mi? Elbette güç yetirir. Herşeyi bilen Alim, sürekli yaratan Hallak O’dur.

36/82

O birşeyi istediğinde, sadece şunu söylemektedir: “Ol!” Artık o, oluverir.

36/83

Herşeyin kaynağı / egemenliği elinde olan o yaratıcının şanı çok yücedir. Sonunda O’na döndürüleceksiniz.

Meal

Meal seçimi

Yaşar Nuri ÖztürkSeçiliSeçiliRowad Türkçe TercümeYakındaYakında