Sesli Kur’an-ı Kerim — Oku. Dinle. Anla. Yaşa.
Ana SayfaAraSurelerKütüphaneAyarlar
Oku. Dinle. Anla. Yaşa.© 2026 S Teknoloji Yazılım Her Hakkı Saklıdır
Oynatıcı
Liste
Ana SayfaAraSurelerKütüphaneAyarlar

Sure

21. Enbiyâ

112 ayet

Yaşar Nuri Öztürk

Enbiyâ Suresi

Doğrulanmış
Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…
21/1

Yaklaştı insanlara hesapları. Ve onlar hala gaflet içinde yüz çevirip durmadalar.

21/2

Rablerinden kendilerine ulaşan, söze bürünmüş her yeni öğüt ve hatırlatmayı ancak eğlenerek dinliyorlar.

21/3

Kalpleri hep oyun ve oyalanmada. O zulüm sergileyenler, şu yolda bir fısıldaşmayı iyice koyulaştırdılar: “Bu adam sizin gibi bir insandan başkası değil. Gözünüz baka baka büyüye mi gidiyorsunuz!”

21/4

Dedi ki: “Rabbim, gökteki sözü de yerdeki sözü de bilir. O, herşeyi duyan; herşeyi bilendir.”

21/5

Şöyle de dediler: “Saçma sapan rüyalar bunlar. Belki de uydurduğu bir yalandır. Belki de bir şairdir o. Hadi bir mucize getirsin bize, öncekilere gönderildiği gibi…”

21/6

Onlardan önce yere batırdığımız hiçbir yurt ve uygarlık iman etmemiştir. Onlar mı iman edecekler!..

21/7

Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz erler gönderdik. Hadi sorun Zikir ehline, eğer bilmiyorsanız…

21/8

Biz onları yemek yemez bir ceset olarak yaratmadık. Onlar sonsuza dek kalıcı da değillerdi.

21/9

Sonra onlara verilen söze sadık kaldık da onları ve diledikklerimizi kurtardık. Ve israfa saplanıp haddi aşanları helak ettik.

21/10

Andolsun, size bir Kitap gönderdik ki, öğüt ve uyarınız yalnız ondadır. Hala aklınızı çalıştırmayacak mısınız?

21/11

Zulmetmiş nice kenti / medeniyeti biz kırıp geçirdik ve arkalarından başka bir topluluk oluşturduk.

21/12

Şiddetimizi hissettiklerinde hiç vakit geçirmeksizin oradan dört nala kaçıyorlardı.

21/13

Kaçmayın, içinde servet şımarıklığına düştüğünüz yere, meskenlerinize dönün ki, hesaba çekilebilesiniz.

21/14

Dediler: “Eyvah bize! Biz gerçekten zalimlermişiz.”

21/15

Bu davaları sürüp giderken biz onları kökten biçiverdik, sönüp silindiler.

21/16

Biz ne gökleri ne yeri ne de bunlar arasındakileri eğlenip eğlendirelim diye yaratmadık.

21/17

Eğer bir eğlence edinmek isteseydik onu kendi katımızdan edinirdik. Ama böyle yapanlar değildik / yapsaydık öyle yapardık.

21/18

Hayır, biz hakkı, batılın üzerine fırlatırız da o onun beynini parçalar. Bir de bakarsın o yok olup gitmiştir. Yakıştırdığımız niteliklerden ötürü yazıklar olsun size!

21/19

Göklerde ve yerde kim varsa O’na aittir. Ve O’nun katındakiler, O’na ibadet etmekten ne çekinirker ne de yorulurlar.

21/20

Gece ve gündüz tespih ederler, bıkıp usanmazlar.

21/21

Yoksa yerden bazı ilahlar edindiler de topraktan çıkarıp diriltme işini onlar mı yapacak?

21/22

Eğer yerde-gökte Allah’tan başka tanrılar olsaydı, o ikisi de mutlaka fesada uğrardı. Arşın Rabbi o Allah, onların nitelendirmelerinden yücedir, uzaktır.

21/23

O, yaptığından hesaba çekilmez ama onlar hesaba çekilirler.

21/24

Yoksa O’nun dışında bazı ilahlar mı edindiler? De ki: “Susturucu delilinizi getirin! Benimle beraber olanların da benden öncekilerin de Zikir’i budur. Ne yazık ki onların çokları hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler.”

21/25

Senden önce hiçbir resul göndermedik ki ona şöyle vahyetmiş olmayalım: “Gerçek şu: İlah yok benden başka, artık bana kulluk / ibadet edin.”

21/26

“Rahman çocuk edindi” dediler. Haşa, bundan arınmıştır O. Onlar lütuflandırılmış kullardır.

21/27

Onlar O’nun sözünün önüne geçemezler; onlar yalnız O’nun emriyle iş yaparlar.

21/28

O, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlar, O’nun hoşnutluk verdiklerinden başkasına da şefaat etmezler. Ve onlar O’nun korkusundan titrerler.

21/29

İçlerinden her kim, “ben O’nun dışında bir ilahım” derse böylesini cehennemle cezalandırırız. Zalimleri işte böyle cezalandırırız biz.

21/30

O küfre sapanlar görmediler mi ki gökler ve yer bitişik idi, biz onları ayırdık. Her canlı şeyi sudan oluşturduk. Hala iman etmeyecekler mi?

21/31

Yerküreye, onları çalkalamasın diye bir takım dağlar diktik. Ve orada geniş geniş yollar açtık ki, doğru gidebilsinler.

21/32

Göğü, korunmuş bir tavan yaptık. Ama onlar göğün ayetlerinden hala yüz çeviriyorlar.

21/33

O odur ki, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yarattı. Herbiri bir yörüngede yüzmektedir.

21/34

Senden önce hiçbir insana ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ölümsüz mü olacaklar?

21/35

Her canlı, ölümü tadacaktır. Biz bir imtihan olarak sizi şer ile de hayır ile de deniyoruz. Sonunda bize döndürüleceksiniz.

21/36

O küfredenler seni gördüklerinde, seni şu şekilde alaya almaktan başka birşey yapmazlar: “İlahlarınızı diline dolayan bu mu?” Ama kendileri Rahman’ın Zikri’ni örtüp inkar ediyorlar.

21/37

İnsan aceleden yaratılmıştır. Ayetlerimi size göstereceğim. Benden acele istemeyin.

21/38

Diyorlar ki: “Eğer doğru sözlüler iseniz bu vaat ne zaman?”

21/39

O inkar edenler, ne yüzlerinden ne sırtlarından azabı uzak tutamayacakları ve hiçbir yardım da göremeyecekleri zamanı bir bilselerdi!

21/40

Doğrusu lu ki, o onlara ansızın gelecek de onları şaşkınlıktan donduracak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ne de yüzlerine bakılacak.

21/41

Andolsun ki, senden önceki resullerle de alay edilmiştir. Sonunda, onlarla eğlenenleri, alay konusu yaptıkları şey kuşatıverdi.

21/42

De ki: “Sizi gece ve gündüz Rahman’dan kim koruyabilir?” Hayır, hayır! Onlar, Rablerinin Zikri’nden yüz çeviriyorlar.

21/43

Yoksa onların; kendilerini bize karşı koruyacak tanrıları mı var? Ne kendilerine yardıma güç yetirebilirler ne de bizden bir dostluğa muhatap olurlar.

21/44

Gerçek şu ki, biz onları ve atalarını, ömür kendilerine uzun gelecek kadar nimetlendirdik. Hala görmüyorlar mı ki, biz yerküreye geliyor, onu uçlarından eksiltiyoruz. Galip gelenler onlar mı?

21/45

De ki: “Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum.” Ama sağırlar uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler ki!

21/46

Rabbinin azabından onlara bir nefha dokunsa, yemin olsun şöyle diyecekler: “Vay bizlere, biz zalimlermişiz.”

21/47

Kıyamet günü için adalet terazilerini kuracağız / adaleti terazilere koyacağız. Hiç kimseye zerre kadar zulüm edilmeyecek. Hardal tanesi kadar birşey olsa onu ortaya getiririz. Hesapçılar olarak biz yeteriz.

21/48

Andolsun, biz Musa’ya ve Harun’a hak ile batılı ayıran, korunanlar için bir ışık ve öğüt olan furkanı verdik.

21/49

O korunanlar ki, hiç görmeden Rablerinden korkarlar. Kıyamet saatinden de ürperirler onlar.

21/50

Bu, bereketli bir Zikir’dir ki, onu indirdik. Yoksa siz onu inkar mı ediyorsunuz?

21/51

Andolsun, İbrahim’e daha önceden, doğruyu bulma gücünü vermiştik. Onu bilmekteydik biz.

21/52

Babasına ve toplumuna şöyle demişti: “Şu başına toplanıp durduğunuz heykeller de ne?”

21/53

Dediler: “Atalarımızı onlara kulluk / ibadet eder bulduk.”

21/54

Dedi: “Vallahi, siz de atalarınız da açık bir sapıklık içine düşmüşsünüz.”

21/55

Dediler: “Sen gerçeği mi getirdin yoksa oynayıp eğlenenlerden biri misin?”

21/56

Dedi: “Hiç de değil. Sizin Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir ki, onları yaratmıştır. Ben de bunlara tanıklık edenlerdenim.”

21/57

“Allah’a yemin ederim, sırtınızı dönüp gidişinizden sonra, putlarınıza bir oyun çevireceğim.”

21/58

Sonunda onları parça parça etti. Yalnız en büyüklerini bıraktı ki, dönüp ona başvurabilsinler.

21/59

Dediler: “Tanrılarımıza bunu yapan kesinlikle zalimlerdendir.”

21/60

Dediler: “Onları diline dolayan bir genç duymuştuk. Kendisine, ‘İbrahim’ deniyor.”

21/61

Dediler: “Halkın gözleri önüne getirin onu ki, açıkça görebilsinler.”

21/62

Dediler: “Tanrılarımıza bunu sen mi yaptın, ey İbrahim?”

21/63

Dedi: “Hayır, ben değil. Şu büyükleri yapmıştır onu. Hadi sorun onlara eğer konuşabiliyorlarsa!”

21/64

Bunun üzerine kendi benliklerine döndüler de şöyle dediler: “Siz zalimlerin ta kendilerisiniz.”

21/65

Sonra yine kendi kafalarına döndürüldüler: “Vallahi, sen de bilirsin ki, bunlar konuşamazlar.”

21/66

İbrahim dedi: “Siz Allah’ı bırakıp da size hiçbir şekilde yarar sağlamayan, zarar veremeyen şeylere mi tapıyorsunuz?”

21/67

“Yuh size ve Allah’ı bırakıp da taptıklarınıza! Siz hala aklınızı kullanmayacak mısınız?”

21/68

Dediler: “Yakın bunu! Eğer birşey yapacak kişilerseniz, ilahlarınıza yardım edin.”

21/69

Biz de şöyle dedik: “Ey ateş, İbrahim’e serin ol, selam ol.”

21/70

Ona tuzak kurmak istediler de biz onları hüsranın en beterine uğrayanlar yaptık.

21/71

Biz onu da Lut’u da kurtarıp içinde alemlere bereketler sakladığımız toprağa ulaştırdık.

21/72

Ona İshak’ı bağışladık, ayrıca Yakub’u da hediye ettik. Hepsini barış ve iyilik için çalışan insanlar yaptık.

21/73

Onları, bizim buyruğumuzla yol alan önderler yaptık. Onlara iyilikler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, yalnız bize kulluk ediyorlardı.

21/74

Lut’a da hükümranlık ve ilim verdik. Onu, pislikler üretip duran bir kentten kurtardık. O kent halkı yoldan çıkmış kötü bir kavimdi.

21/75

Onu rahmetimizin içine soktuk. O, barış ve iyilik için çalışanlardandı.

21/76

Nuh’a gelince, o da daha önce bize yakarmıştı. Yakarışına cevap verdik de onu ve ailesini, o büyük sıkıntıdan kurtardık.

21/77

Ona, ayetlerimizi yalanlayan topluluğa karşı yardım ettik. Kötülüğün toplumuydu onlar. Hepsini birden batırıp boğduk.

21/78

Ve Davud ile Süleyman… Hani, halkın davarının yayıldığı ekinler hakkında hüküm veriyorlardı da biz hükümlerine tanıklar olmuştuk.

21/79

Onu Süleyman’a derhal kavrattık. Herbirine hükümdarlık ve bilgi verdik. Davud’a dağları boyun eğdirdik. Kuşlarla beraber tespih ediyorlardı. Yapmak isteyince yapanlarız biz.

21/80

Ona, sizi, sizin şiddetinizden koruyacak olan, zırh yapma sanatını öğrettik. Peki siz şükrediyor musunuz?

21/81

Ve Süleyman’a kasırgayı boyun eğdirdik. İçini bereketlerle doldurduğumuz toprağa doğru onun emriyle akıp giderdi. Herşeyi bilenleriz biz.

21/82

Kendisi için dalgıçlık eden, daha başka iş de yapan bazı şeytanları da onun emrine verdik. Biz onları koruyup gözetiyorduk.

21/83

Ve Eyyub… Rabbine şöyle yakarmıştı: “Dert gelip çattı bana, sen rahmet edenlerin en merhametlisisin.”

21/84

Hemen cevap verdik ona, kendisindeki derdi kaldırdık. Tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir hatırlatma olarak, ona ailesini ve beraberlerinde benzerlerini de verdik.

21/85

İsmail, İdris, Zülkifl, hepsi sabredenlerdendi.

21/86

Hepsini rahmetimize soktuk. Onlar barış ve iyilik için çalışanlardandı.

21/87

Ve Zünnun. Hani kızarak gitmişti de ona asla güç yetiremeyeceğimizi sanmıştı. Sonra, karanlıkların bağrında şöyle yakardı: “Senden başka ilah yok, tespih ederim seni. Kuşkusuz, ben zalimlerden oldum.”

21/88

Hemen imdadına yetiştik. Gamdan kurtardık onu. İnananları işte böyle kurtarırız biz.

21/89

Ve Zekeriyya. Hani Rabbine yakarmıştı: “Rabbim, beni yapayalnız, bir başıma bırakma. Sen, mirasçıların en hayırlısısın.”

21/90

Kendisine hemen cevap vermiş, Yahya’yı ona hediye etmiş, karısını kendisi için doğurmaya elverişli hale getirmiştik. Onlar, hayırlarda yarışırlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı. Onlar, bize ürpererek saygı gösterirlerdi.

21/91

Ve o, ırzını titizlikle koruyan kadın. Onun bağrına ruhumuzdan üfledik de kendisini ve oğlunu alemler için bir mucize yaptık.

21/92

İşte şu sizin ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de Rabbinizim. O halde bana kulluk / ibadet edin.

21/93

İşlerini aralarında parçaladılar. Hepsi bize dönecekler.

21/94

Kim inanmış olarak iyilik ve barışa yönelik işlerden birşey yaparsa, onun gayretine nankörlük edilmez. Biz böylesi lehine katiplik ederiz.

21/95

Helak ettiğimiz bir kente / medeniyete yaşamak haram edilmiştir. Onlar bir daha geri dönemezler.

21/96

Ye’cuc ve Me’cuc’ün önü açıldığı zaman onlar, her tepeden akın ederler.

21/97

Hak olan vaat yaklaşmıştır. İnkar edenlerin gözleri birden donup kalmıştır. “Vay başımıza! Biz bundan gafil bulunuyorduk. Hayır, biz zalimlerdik.” derler.

21/98

Siz ve Allah dışında kulluk ettikleriniz, cehennem odunusunuz. Hepiniz oraya gireceksiniz.

21/99

Eğer onlar ilah olsalardı, oraya girmezlerdi. Oysa ki, hepsi orada sürekli kalacaklardır.

21/100

Onlar için orada derin bir iç çekiş var. Ve onlar orada hiçbir şey işitmezler.

21/101

Tarafımızdan kendilerine güzellik hazırlananlara gelince, bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır.

21/102

Onun uğultusunu duymazlar. Onlar, gönüllerinin istediği şeyler içinde sürekli yaşayacaklardır.

21/103

O en büyük korku onları tasalandırmaz. Melekler onları şöyle karşılarlar: “Bu size o vaat edilen gününüzdür.”

21/104

Gün olur göğü, yazı tomarlarını dürer gibi düreriz. İlk yaratılışta başladığımız gibi onu baştan yaparız. Üzerimizde bir vaat olarak biz bunu mutlaka yapacağız.

21/105

Andolsun, Zikir’den sonra Zebur’da şunu yazmıştık: Yeryüzüne benim iyilik ve barış seven kullarım varis olacaktır.

21/106

Kuşkusuz, bunda, kulluk eden bir topluluk için kesin bir tebliğ vardır.

21/107

Ve biz seni ancak alemlere bir rahmet olarak gönderdik.

21/108

De ki: “Bana şu vahyediliyor: Tanrınız ancak birtek tanrıdır. Peki siz müslümanlar mısınız?”

21/109

Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Hepinize aynı şekilde, aynı düzeyde açıkladım. Artık bilmiyorum tehdit edildiğiniz şey yakın mıdır, uzak mıdır?”

21/110

Kuşkusuz O, sözün açığa vurulanını da bilir; saklamakta olduklarınızı da bilir.

21/111

Bilmiyorum belki de o, sizin için bir fitnedir. Belirli bir süreye kadar bir nimetlendirmedir.

21/112

Resul şöyle yakardı: “Rabbim, hak ile hükmet. Bizim Rabbimiz Rahman’dır. Sizin nimetlendirmelerinize karşı yardımına başvurulandır, Müstean’dır.”

Meal

Meal seçimi

Yaşar Nuri ÖztürkSeçiliSeçiliRowad Türkçe TercümeYakındaYakında