Bakara Suresi
Ki onlar, gayba inananlar, namazı kılanlardır. Ve kendilerine rızık olarak sunduklarımızdan başkalarına pay çıkaranlardır.

Ara
İçerik hazır olduğunda burada yerini alacaktır.
90 sonuç bulundu.
Ki onlar, gayba inananlar, namazı kılanlardır. Ve kendilerine rızık olarak sunduklarımızdan başkalarına pay çıkaranlardır.
O Rab ki, yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Ve gökten bir su indirdi de onunla sizin için meyvalardan / ürünlerden bir rızık çıkardı. Artık bilip durduğunuz halde Allah’a ortaklar koşmayın.
İman edip barışa yönelik değerler üretenlere / iyi işler yapanlara şunu müjdele: Kendileri için altlarından ırmaklar akan cennetler olacaktır. Onlardaki herhangi bir meyvadan bir rızık olarak her nasiplendirildiklerinde, şöyle diyeceklerdir: “İşte bu, daha önce rızıklandırıldığımız şey.” Bu rızık onlara buna benzer şekilde verilmişti. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Ve onlar orada sürekli kalacaklardır.
Ve bulutu üstünüze gölgelik yaptık ve size kudret helvasıyla bıldırcın indirdik: “Rızık olarak size verdiklerimizin en temizlerinden yiyin.” dedik. Onlar zulmü bize yapmadılar, onlar kendi benliklerine zulmetmekteydiler.
İbrahim şöyle yakarmıştı: “Rabbim! Şu kenti güvenli bir kent yap, halkını Allah’a ve ahiret gününe inananlarını çeşitli ürünlerle rızıklandır.” Rab dedi ki: “Küfre sapanları bile rızıklandırırım. Ama az bir nimetle rızıklandırır, sonra da ateş azabına itiveririm. Ne kötü bir dönüş yeridir o…”
Ey iman sahipleri! Size verdiğimiz rızıkların temizlerinden yiyin ve – eğer kendisine kulluk ediyorsanız- Allah’a şükredin.
İğreti / sefil hayat küfre sapanlara süslü gösterilmiştir; onlar, iman sahipleriyle alay ederler. Takvaya sarılanlar, kıyamet günü onların tepelerinde olacaktır. Allah, dilediğini hesapsız biçimde rızıklandırır.
Ey iman edenler! Alışverişin, dostluğun, şefaatin olmadığı o gün gelmeden önce size verdiğimiz rızıktan infak edip dağıtın. Küfre sapanlar zalimlerin ta kendileridir.
“Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü de gecenin içine sokarsın. Diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü diriden çıkarırsın. Dilediğini hesapsızca rızıklandırırsın.”
Allah, onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi besleyip büyüttü. Onu, Zekeriyya’nın korumasına verdi. Zekeriyya, mihrapta onun yanına her girdiğinde, orada bir rızık bulur ve sorardı: “Meryem, bu sana nereden?” Meryem de: “Bu, Allah katındandır; çünkü Allah dilediğini hesapsızca rızıklandırır.” derdi.
Allah yolunda öldürülmüş olanları ölüler sanma sakın. Hayır! Onlar diridirler. Rablerinin katında rızıklandırılıyorlar.
Allah’ın sizin için ayakta durma aracı yaptığı mallarınızı kendini bilmez beyinsizlere vermeyin, o mallar içinde onlara rızık ayırın, onları giydirin ve onlara tatlı ve işe yarar bir söz söyleyin.
Mirasın paylaştırılmasında hısım-akraba, yetimler, yoksul ve çaresizler de hazır bulunurlarsa, ondan onları da rızıklandırın ve onlara güzel ve hoş bir söz de söyleyin.
Ne olurdu onlara, Allah’a ve ahiret gününe inanıp da Allah’ın kendilerine sunduğu rızıktan öyle dağıtsalardı! Allah onları bilmekteydi.
Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve kendilerine indirilmiş olanı gerektiği şekilde uygulasalardı hem üstlerinden hem ayaklarının altından rızıklanacaklardı. İçlerinde orta yolu izleyen bir topluluk var. Ama onların çoğunluğunun yapmakta olduğu ne kadar da kötü!
Allah’ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Kendisine iman ettiğiniz Allah’tan korkun.
Meryem oğlu İsa şöyle yakardı: “Allahım, ey Rabbimiz! Üzerimize gökten bir sofra indir de bizim hem öncekilerimize hem sonrakilerimize bir bayram olsun, senden bir mucize olsun. Rızıklandır bizi. Rızık verenlerin en hayırlısı sensin.”
İlimsizlik yüzünden öz evlatlarını beyinsizce katledenler, Allah’a iftira ederek, Allah’ın kendilerine verdiği rızıkları haramlaştıranlar hüsrana uğramışlardır, sapıtmışlardır; hiçbir zaman doğruyu ve güzeli bulamazlar.
Hayvanlardan yük taşıyanı da sergi yapılanı da yaratan yine O’dur. Allah’ın size verdiği rızıklardan yiyin, şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o sizin için açık bir düşmandır.
De ki onlara: “Hadi gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını yüzünüze karşı okuyayım: Hiçbir şeyi O’na ortak koşmayın. Ana-babaya çok iyi davranın. Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; biz sizi de onları da rızıklandırırız. Kötülüklerin görünenine de gizli kalanına da yaklaşmayın. Allah’ın saygın ve aziz kıldığı cana, bir hakkı savunmak dışında kıymayın. Allah size bunları önerdi ki, aklınızı işletebilesiniz.”
De ki: “Allah’ın, kulları için çıkardığı süsü, güzel ve tatlı rızıkları kim haram etmiş?” De ki: “İnananlar için, dünya hayatında da var onlar. Kıyamet gününde ise yalnız inananlar içindirler.” Bilen bir topluluk için biz, ayetleri böyle detaylandırırız.
Ateş halkı cennet halkına seslenir: “Şu sudan yahut Allah’ın size sunduğu rızıklardan biraz da bize akıtın.” Şu cevabı verirler: “Allah, o ikisini de küfre sapanlara haram kılmıştır.”
Biz onları, oniki torun kabileye ayırdık. Toplumu kendisinden su su istediğinde de Musa’ya, “asanı taşa vur” diye vahyettik. Taştan, oniki göze fışkırdı. Her oymak su içeceği yeri belledi. Onların üzerlerine bulutları gölgelik yaptık, kendilerine kudret helvası ve bıldırcın indirdik. “Yiyiniz size sunduğumuz rızıkların temizlerinden.” Onlar bize zulmetmediler ama öz benliklerine zulmediyorlardı.
Namazı dosdoğru kılarlar onlar. Ve kendilerine rızık olarak sunduklarımızdan bol bol dağıtırlar.
Gerçek anlamda müminler, işte bunlardır. Rableri katında dereceler, bağışlanma ve bol bir rızık var onlar için.
Düşünün ki, siz bir zamanlar yeryüzünde ezilip horlanan bir azınlıktınız. İnsanların sizi çarpıvereceğinden korkuyordunuz. Bu haldeyken Allah sizi barındırdı, yardımıyla sizi destekledi ve şükredersiniz ümidiyle sizi tertemiz nimetlerle rızıklandırdı.
O inanıp hicret edenler, Allah yolunda didinenler, o barındırıp yardımcı olanlar var ya, gerçek müminler işte onlardır. Bir bağışlanma var onlar için, bol bir rızık var.
Sor: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya o işitme gücünün ve gözlerin sahibi kim? Kim çıkarıyor ölüden diriyi ve kim çıkarıyor diriden ölüyü? Kim çekip çeviriyor iş ve oluşu?” Hemen, “Allah” diyecekler. De ki: “Hala kendinize gelmiyor musunuz?”
De ki: “Ne oldu size de Allah’ın size rızık olarak indirdiği şeylerden bir haram yaptınız bir de helal?” De ki: “Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?”
Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve kendilerine temiz yiyeceklerden rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilafa düşmediler. Hiç kuşkusuz Rabbin, tartışmakta oldukları şey hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Dedi: “Ey toplumum! Ya ben Rabbimden bir beyyine üzerindeysem, bana lütfundan güzel bir rızık vermişse!.. Size yasakladığım şeylerde, size söylediğimin aksine davranmak istemiyorum. Gücüm ölçüsünde barış ve iyilikten başka birşey de istemiyorum. Başarım ancak Allah’ın desteğiyledir. Yalnız O’na güvendim ben, yalnız O’na yöneliyorum.
Yusuf dedi ki: “Rızıklanacağınız herhangi bir yemek size gelmeden önce onun yorumunu ikinize mutlaka bildiririm. Bu, Rabbimin bana öğrettiği şeylerdendir. Ben, Allah’a inanmayan ve ahireti de tamamen inkar eden bir toplumun dinini terk ettim.”
Onlar, Rablerinin yüzünü arzulayarak sabrederler, namazı kılarlar, kendilerine sunduğumuz rızıklardan gizli ve açık dağıtırlar ve kötülüğü güzellikle savarlar. İşte bunlar içindir ölümsüz yurt.
İnanan kullarıma söyle: Namazı kılsınlar, kendilerine sunduğumuz rızıklardan, hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, gizli ve açık infak etsinler.
Allah odur ki, gökleri ve yeri yarattı. Gökten bir su indirdi de onunla size rızık olarak türlü meyvalar çıkardı. Emriyle denizde akıp gitmeleri için gemileri hizmetinize verdi. Irmakları da emrinize verdi.
“Ey Rabbimiz! Ben, çocuklarımdan bir kısmını senin kutsal evinin yanındaki, ziraata elverişsiz vadiye yerleştirdim ki, namazı kılsınlar, ey Rabbimiz! Sen de insanlardan bazı gönülleri, onlardan hoşlanır yap. Çeşitli meyvalarla onları rızıklandır ki, şükredebilsinler.”
Orada sizin için ve rızıklandırıcısı siz olmadığınız kimse için geçimlikler yarattık.
Tutuyor, kendilerine sunduğumuz rızıklardan hiçbir şeyin farkında olmayanlara pay çıkarıyorlar. Allah’a andolsun ki, iftira edip durduğunuz şeylerden kesinlikle hesaba çekileceksiniz.
Hurmalıkların meyvalarından, üzümlerden de sarhoş edici bir içecek ve güzel bir rızık elde edersiniz. İşte bunda, aklını işleten bir topluluk için kesin bir mucize vardır.
Allah, rızıkta kiminizi kiminize üstün kılmıştır. Fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere aktarıp da hepsi onda eşit hale gelmiyor. Allah’ın nimetini mi inkar ediyor bunlar?
Allah size, kendi benliklerinizden eşler nasip etti. Eşlerinizden de sizin için oğullar ve torunlar oluşturdu. Ve sizleri güzel ve temiz nimetlerle rızıklandırdı. Şimdi bunlar, batıla mı inanıyorlar? Ve bunlar, evet bunlar, Allah’ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Allah’ı bırakıp da kendilerine, göklerden ve yerden zerrece bir rızık veremeyen, buna güç yetiremeyen şeylere mi tapıyorlar?
Allah şöyle bir örnekleme yaptı: Hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının eşyası durumunda bir kul ile bizden bir güzel rızıkla rızıklandırdığımız ve ondan gizli-açık dağıtan bir kişi. Bunlar aynı olur mu?! Bütün övgüler Allah’adır ama onların çokları bilmiyorlar.
Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal ve temiz olarak yiyin. Eğer yalnız O’na kulluk / ibadet ediyorsanız, Allah’ın nimetlerine şükredin.
Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da sizi de biz rızıklandırıyoruz. Kuşkusuz, onları öldürmek büyük bir günahtır.
Andolsun biz, Ademoğullarını onur ve üstünlükle donattık, onları karada ve denizde binitlere yükledik. Onları, güzel ve temiz rızıklarla besledik. Ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.
İşte böyle! Onları dirilttik ki, birbirlerine sorup dursunlar. İçlerinden biri şöyle konuştu: “Ne kadar durdunuz?” Dediler: “Bir gün yahut günün bir parçası kadar.” Dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Siz şimdi birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; kentin hangi yiyeceği daha temizse ondan size bir rızık getirsin. Ama nazik ve kurnaz davransın ki, sizi kimseye farkettirmesin.”
Orada boş lakırdı değil, yalnızca “selam” işitirler. Orada kendilerinin sabah-akşam, rızıkları da hazırdır.
Ailene namazı emret, kendin de ona sabırla devam et. Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takvanındır.
Kendilerie ait bir takım yararlara tanık olsunlar. Kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belirli günlerde Allah’ın adını ansınlar. İşte bunlardan yiyin, sıkıntı içindeki fakiri de doyurun.
Biz her ümmet için bir kurban yeri / bir kurban kesme tarzı belirlemişizdir ki, kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üstüne Allah’ın ismini ansınlar. Sizin tanrınız birtek tanrıdır; o halde yalnız O’na teslim olun. Alçak gönüllü, saygılı kişileri muştula.
Onlar öyle insanlardır ki, Allah anıldığında kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namazı gözetirler. Ve kendilerine sunduğumuz rızıktan infak ederler.
İman edip iyilik ve barışa yönelik işler yapanlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.
Allah yolunda hicret edip sonra da öldürülen yahut ölenleri, Allah güzel bir rızıkla mutlaka rızıklandıracaktır. Allah, rızık verenlerin elbette ki en hayırlısıdır.
Yoksa onlardan bir vergi mi istiyorsun? Rabbinin vereceği daha hayırlıdır. Rızık verenlerin en hayırlısıdır O.
Murdar karılar murdar erkeklere, murdar erkekler de murdar karılara… Temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara… Bunlar, ötekilerin söylediklerinden arınmışlardır. Bunlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.
Ki Allah kendilerine, yapıp işlediklerinin en güzelini versin ve lütfundan onlara artışlar sağlasın. Allah dilediğini hesapsızca rızıklandırır.
Yoksa yaratmaya başlayıp sonra tekrar tekrar yaratan ve sizi gözeten ve yerden rızıklandıran mı hayırlı? Allah’ın yanında bir ilah mı var? De ki: “Getirin susturucu kanıtınızı, eğer doğru sözlüler iseniz.”
İşte böylelerine ödülleri, sabrettikleri için iki kez verilir. Onlar, kötülüğü güzellikle karşılayıp savarlar. Ve onlar, kendilerine sunduğumuz rızıktan infak ederler.
Dediler ki: “Eğer seninle birlikte yol alırsak, yerimizden, yurdumuzdan oluruz.” Biz onları, katımızdan rızık olarak gelen tüm ürünlerin derkenip toplandığı güvenli, saygıdeğer bir mekana yerleştirmedik mi? Ama bunların çoğu bilmiyor ki!
“Allah’ın dışında bir takım putlara tapıyorsunuz, yalan / iftira üretiyorsunuz. Sizin Allah dışında kulluk ettikleriniz size hiçbir rızık veremezler. Rızkı Allah katında arayın; O’na kulluk edin, O’na şükredin. O’na döndürüleceksiniz.”
Nice hayvanlar var, kendi rızkını taşıyamaz. Allah onları da rızıklandırıyor, sizi de. Semi’dir O, Alim’dir.
Size öz benliklerinizden bir örnek verdi: Ellerinizin altında bulunanlarda, size verdiğimiz rızıklarda, sizinle aynı haklara sahip, birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekineceğiniz ortaklarınız var mı? İşte biz, aklını işletecek bir topluluk için ayetleri böyle açık açık sıralıyoruz.
Allah’tır ki sizi yaratmış, sonra rızıklandırmıştır. Sonra sizi öldürüyor, sonra diriltiyor. Peki, ortak koştuklarınızdan biri var mı, bunlardan birşeyi yapabilecek! Yücedir, arınmıştır onların ortak koştuklarından O.
Yanları yataklardan uzaklaşır; korku ve ümitle Rablerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan da dağıtırlar.
Sizden kim, Allah’a ve resulüne itaat eder, iyilik yaparsa, ona da ücretini iki kat olarak veririz. Kendisi için bol ve bereketli bir rızık da hazırlamışızdır.
Ki Allah, iman edip hayra ve barışa yönelik işler sergileyenleri ödüllendirsin. İşte bunlar için bir bağışlanma ve kutlu-bereketli bir rızık vardır.”
De ki: “Göklerden ve yerden sizi kim rızıklandırıyot?” De ki: “Allah! O halde biz yahut siz ya tam hidayet üzerindeyiz yahut açık bir sapıklık içinde.”
De ki: “Rabbim, kullarından dilediğine rızkı bolca-genişçe verir, dilediğine de kısarak verir. Birşey infak ederseniz O, onun yerine başka birşey lütfeder. Rızık verenlerin en hayırlısıdır O.”
Ey insanlar, Allah’ın, üzerinizdeki nimetini anın. Allah’tan başka yaratıcı mı var? Sizi gökten ve yerden rızıklandırır. O’ndan başka ilah yoktur. Hal böyle iken nasıl oluyor da yüz geri çevriliyorsunuz?
Allah’ın Kitabı’nı okuyanlar, namazı kılanlar, kendilerine sunduğumuz rızıklardan gizli ve açık infak edenler, asla batmayacak bir ticaret umabilirler.
Onlara, “Allah’ın size lütfettiği rızıklardan dağıtın” dendiğinde, nankörlüğe sapanlar, iman edenlere şöyle derler: “Allah’ın, dilediği taktirde yedirip doyuracağı kişiyi biz mi doyuracağız? Siz açık bir sapıklık içindesiniz, hepsi bu.”
Onlar için belirlenmiş bir rızık vardır.
İşte bu, bizim verdiğimiz rızıktır elbette. Bitip tükenmesi yoktur onun.
O odur ki size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten bir rızık indiriyor. O’na yönelenden başkası öğüt alamaz.
“Kötü bir iş yapan, sadece yaptığı kadarıyla cezalandırılır. Erkek ve kadından mümin olarak iyi bir iş yapana gelince, işte böyleleri cennete girerler ve orada hesapsız bir biçimde rızıklandırılırlar.”
Allah odur ki, yeryüzünü sizin için durulacak yer, göğü bir bina yaptı; sizi yaratıp donattı ve görünüşünüzü güzel yaptı, sizi temiz ve güzel nimetlerle rızıklandırdı. İşte bu Allah’tır sizin Rabbiniz. Alemlerin Rabbi olan Allah ne kadar yücedir!
Allah, kullarına çok lütufkardır; dilediğini rızıklandırır. O’dur en güçlü, O’dur en yüce…
Rablerinin çağrısına cevap verirler, namazı kılarlar. İşleri / yönetimleri, aralarında bir şuradır. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler.
Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah’ın gökten bir rızık indirip de onunla yerküreyi ölümünden sonra hayata kavuşturmasında, rüzgarların herbir yana sevkedilişinde de aklını çalıştıran bir topluluk için izler, işaretler vardır.
Yemin olsun biz, İsrailoğullarına Kitap’ı, hükmetme gücünü, peygamberliği verdik, onları temiz yiyeceklerden rızıklandırdık ve kendilerini alemler üzerine imtiyazlı kıldık.
Kullara rızık olsun diye. Ve o suyla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte böyledir topraktan fışkırış.
Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni yedirip doyurmalarını da istemiyorum.
Hiç kuşkusuz, Allah Rezzak’tır, bol bol rızık verir. Kuvvet sahibidir, Metin’dir, güçlü ve dayanıklıdır.
Rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle dolu cennet var ona.
Bir ticaret yahut oyun-eğlence görür görmez, dağılıp ona yöneldiler de seni ayaküstü bıraktılar. Onlara de ki: “Allah katında bulunan, eğlenceden de ticaretten de hayırlıdır. Ve Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”
Sizden birine ölüm gelip de, “ey Rabbim, yakın bir süreye kadar beni geciktirseydin de içtenliğimi belgelemek için birşeyler vererek iyilik ve barış sevenlerden olsaydım” demesinden önce, size rızık olarak verdiklerimizden dağıtın.
Ve onu hiç beklemediği yönden rızıklandırır. Kim Allah’a dayanıp güvenirse O, ona yeter. Hiç kuşkusuz Allah emrini yerine getirecektir. Allah herşey için bir ölçü / bir kader belirlemiştir.
O, yeri sizin için boyun eğer yaptı. Haydi onun omuzlarında yürüyün ve Allah’ın rızıklarından yiyin. Dönüş O’nadır.
Peki, O, rızkını tutarsa kim var sizi rızıklandıracak? Hayır, bir azgınlık ve nefret içinde inat etmekteler.